Bir Varmış ve O Bir Çokmuş
Bir varmış bir yokmuş diye başlar aslında bütün hikayeler; ben ise burada “bir varmış ve o bir çokmuş” diye başlamak istiyorum.
Evet, hikaye bu ya; Samanyolu Galaksisi’nin bir köşesinde hayatı anlamlandırmaya çalışan, nerede olduğunu sorgulayan ve etrafındaki kalabalıkta aradığını bir türlü bulamayan bir kız yaşarmış. Kız neşe dolu, hayata sıkı sıkıya bağlı ve her olaya pozitif bakan biriymiş. Ama etrafı hiç de öyle değilmiş; ne ailesinde ne de çalıştığı ortamda kendisini anlayan, ruhuna dokunan birini bulabilmiş ömrü boyunca. Bu yüzden hayatı hep “keşke” demekle, yarım kalmış cümleleri tamamlamaya çalışmakla geçmiş.
Bir gün, çalıştığı iş yerinin yıl sonu partisinde biri çarpmış gözüne: Aysuda. Aysuda’nın hali tavrı, sanki görünmez bir iple kızı kendisine çekiyor gibiymiş. Kız, onda yıllardır aradığı ama kimselerde bulamadığı o derinliği görmüş olacak ki, gözleri uzun zaman sonra ilk kez gerçek bir heyecanla parlamış.
Aradan epey zaman geçmiş bir sürü acı tatlı hatıra, anı birikmiş ve en sonunda…
Bir gece yarısı, kalbindeki umut kırıntısını da yanına alarak masaya oturmuş kız. Ona olan sözlerini, isminin hakkını veren o meşhur şairin dizeleriyle söylemeye karar vermiş. Kalemi eline almış ve şu dizeleri yazmış:
Senden aşkı öğrenmeye talibim
Okut beni talebenim Aysuda
Kalp hastanım sensin benim tabibim
Acil’deki sıra benım AysudaO ne öfke o nasıl kaş çatıştır
Dilersen döv hiddetini yatıştır
Canevini aşkım ile tutuştur
Yakılacak çıra benim AysudaSiyah inci yarışırken benimle
Beyaz gülün rekabeti teninle
Nasıl şensem bahtiyarsam seninle
Sensiz bahtı kara benim AysudaGözlerindir mor menekşe toplanan
Dudakların alevlerle kaplanan
Bakışınla yüreğime saplanan
Hançer sensin yara benim AysudaSevdalının kaybettiği aklıdır
Divanedir ne söylese haklıdır
Defineler viranede saklıdır
Ara beni harabenim Aysuda
Mektubu oracıkta bırakmış gözlerindeki yaşı silerken…
Bu ne bir sitemmiş ne de bir öfke; bu, yaşanamamış bir hayatın, onuruyla geri çekilen son perdesiymiş. Kız, o gece kendi ışığını yanına alıp sessizce uzaklaşmış çok uzaklara… Bir varmış ve o bir çokmuş diye başlayan hikaye; “bir varmış, bir kadın kendisine değer vermeyen birinin kalbinde misafir olmaktan vazgeçmiş” diye bitmiş.
Arkasında sadece ayın su üzerindeki ışıltısını ve o gözlerinin içine bakarak okunamayan şiiri bırakarak…
Yorum bırakın